Aceleye Getirilen Sayfalar, Yarım Kalan Eserler: Yayıncılıkta Zamanın ve Emeğin Hakkı

Yayıncılık mesleğine yıllarını vermiş, yüzlerce dosyanın mürekkebine, imlasına ve ruhuna dokunmuş editörler olarak son yıllarda sektörün düştüğü hazin bir tuzağı kaygıyla izliyoruz. Türkiye'de destekli yayıncılık pazarında kızışan ticari rekabet, ne yazık meşakkatli bir zanaat olan yayıncılığı "hızlı teslimat" yarışına dönüştürdü. "1 haftada kitabınız hazır", "15 günde raflarda" gibi pazarlama sloganları, kulağa cazip bir vaat gibi gelse de mutfağın gerçeğini bilen her yayıncı için bu cümlelerin tek bir karşılığı vardır: Apar topar basılmış, ihmal edilmiş ve kusurlarla dolu bir kağıt yığını.

Bir romanın, şiir seçkisinin ya da titiz bir araştırma dosyasının 10-15 gün gibi absürt sürelerde yayına hazırlanabileceğini iddia etmek, edebiyatın ve matbuatın doğasına aykırıdır. O masada neyin kurban edildiğini anlamak için bir kitabın doğum sancılarına dürüstçe bakmak gerekir:

15 Günde "Hızlı Yayın" Neleri Yok Eder?
• Metnin Ruhunu Katleden Fason Editoryal Süreç: Nitelikli bir editörlük; metni sadece imla yönünden düzeltmek değil, kurgudaki mantık hatalarını, zaman sıçramalarını, dilin ritmini ve karakter tutarlılıklarını süzgeçten geçirmektir. 200 sayfalık bir romanın hakkıyla okunması, demlenmesi ve yazarıyla diyaloğa girilerek revize edilmesi haftalar alır. 1 haftalık takvimlerde "editörlük" yapılmaz; metin otomatik kontrol yazılımlarından geçirilip matbaaya fırlatılır.
• Şablon Tasarımlara Sıkıştırılan Görsel Kimlik: Kitabın ilk kartviziti kapağıdır. Birkaç güne sıkıştırılan süreçte grafik tasarımcı eserin ruhunu anlamaya vakit bulamaz. İnternetten indirilmiş stok görsellerin üzerine rastgele fontlar yazılarak hazırlanan fason kapaklar, eseri raflarda "amatör" gösterir ve okurun gözünde ilk anda değersizleştirir.
• Gözden Kaçan Felaketler (Mizanpaj ve Dizgi Hataları): Sayfa marjinlerinin ayarlanması, dul/yetim satırların (paragraf sonu tek sözcüklerin) temizlenmesi, dipnot ve kaynakça kontrolü titizlik ister. Aceleye getirilen mizanpajlarda sayfa kaymaları, okunmayı zorlaştıran punto hataları ve dizgi skandalları kaçınılmazdır.
• Yazarın Onay Hakkının Gasbedilmesi: Süre baskısı altındaki yapılar, yazarın dosyayı sakince incelemesine, kapağı veya iç dizgiyi sindirmesine izin vermez. "Süreç aksıyor" baskısıyla yazardan alelacele onay alınır veya onay dahi alınmadan dosya matbaaya gönderilir.

Neden Karina Yayınevi'nde Süreç 45 gün ila 90 Gündür?
Yayıncılık bir hız yarışı değil, bir nitelik ve prestij mücadelesidir. Karina Yayınevi'nin yayın takvimini paket ve içeriğe göre 45 ila 90 gün arasında tutması, ticari bir hantallık değil; eserinize ve yazar kimliğinize duyulan derin saygının bir sonucudur.
45 ila 90 günlük bu zaman dilimi;
1. Editörün dosyanızla baş başa kalıp metnin edebi kalitesini en üst seviyeye çıkarmasını,
2. Grafik ekibinin kitabın içeriğine özel, özgün kapak alternatifleri kurgulamasını,
3. Yazara sunulan taslakların içe sinene kadar, e-posta onaylı revizyonlarla sakince olgunlaştırılmasını,
4. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdindeki ISBN, bandrol ve yasal prosedürlerin eksiksiz yürütülmesini kapsar.

Deneyimli bir editörün yazar adaylarına tavsiyesi şudur: Aylarınızı, belki yıllarınızı vererek yazdığınız bir eseri, sırf 15 gün erken elinize almak uğruna hatalarla dolu, profesyonellikten uzak bir matbaa çıktısına dönüştürmeyin. Kitap, yazarın adıyla kıyamete kadar yaşayacak bir imzadır. Hızlı basılan değil, niteliğiyle raflarda ve hafızalarda iz bırakan bir esere sahip olmak istiyorsanız; emeğinize zaman tanıyan, yayıncılık etiğini ve zamana saygıyı ön planda tutan Karina Yayınevi gibi köklü yapılarla yola çıkın.